Farklı Lokasyona Bırak
Kampanya Kodu
24.03.2024

Haftasonu İstanbul'da gezilmesi gereken tarihi yerler?

Rota önerisi

İstanbul, tarihi zenginliği ile dünyanın en etkileyici şehirlerinden biri. Şehir, bir zamanlar Roma, Bizans ve Osmanlı İmparatorlukları'nın başkenti olmuş ve bu farklı dönemlerden kalan pek çok tarihi eser ve yapıyı barındırıyor. Haftasonu Wish Car Rental, Sabiha Gökçen Havalimanı (SAW) şubesin'den kiralaya bileceğiniz aileniz ile güzel bir haftasonu geçirmeniz için bazı önerileri bulunmaktadır ve işte İstanbul'da görülmeye değer bazı tarihi yerler:

 

1. Ayasofya (Hagia Sophia):

Binlerce yıllık tarihiyle Ayasofya, hem Bizans hem de Osmanlı dönemlerinde önemli bir rol oynamış bir yapı. Eşsiz mimarisi ve tarihi değeriyle büyüleyici bir yapı Ayasofya, İstanbul'un sembol yapılarından biri olan eşsiz bir tarihi mirastır. 6. yüzyılda Bizans İmparatoru I. Justinianus tarafından inşa ettirilen bu yapı, başlangıçta bir kilise olarak yapılmıştır. Ayasofya'nın inşası, mimarları Anthemios ve İsidoros tarafından gerçekleştirilmiştir. 537 yılında tamamlanan Ayasofya, uzun yıllar boyunca dünyanın en büyük kubbesine sahip yapı olarak ün salmıştır. O dönemdeki mimari başarısı ve büyüleyici iç dekorasyonuyla dikkat çekmiştir. Bizans İmparatorluğu'nun dini merkezi olarak hizmet veren Ayasofya, 1453 yılında İstanbul'un Osmanlılar tarafından fethedilmesiyle camiye dönüştürülmüştür. Osmanlı döneminde yapılan değişikliklerle minareler eklenmiş, iç mekânın süslemeleri ve detayları farklılaşmıştır. Yüzyıllar boyunca İstanbul'un sembolü olan Ayasofya, 20. yüzyılın ortalarına kadar cami olarak hizmet vermiştir.

1935 yılında Türkiye'nin ilk Cumhurbaşkanı Mustafa Kemal Atatürk'ün talimatıyla Ayasofya, müze olarak ziyarete açılmıştır. Bu tarihten itibaren ziyaretçiler, yapıyı hem Hristiyanlık hem de İslam dini açısından önemli olan bir tarihi miras olarak görebilmektedir.

Ancak, 2020 yılında Türkiye Cumhuriyeti'nin aldığı bir kararla Ayasofya'nın tekrar cami statüsüne dönüştürülmesi kararı alınmış ve yeniden ibadete açılmıştır. Bu adım dünya çapında tartışmalara neden olmuş ve yapı, hem tarihi hem de dini açıdan önemli bir sembol olarak konumunu korumuştur.

Ayasofya, mimari ihtişamı, geçmişten gelen zenginlikleri ve kültürel anlamıyla, İstanbul'un ve dünyanın en etkileyici yapılarından biri olarak günümüzde de ziyaretçilerini büyülemeye devam etmektedir.

 

 

2. Sultanahmet Camii (Blue Mosque):

Osmanlı döneminin en önemli camilerinden biri olan Sultanahmet Camii, muhteşem mavi çinileriyle ünlüdür ve İstanbul siluetinin önemli bir parçasıdır. Sultanahmet Camii, İstanbul'un en önemli dini yapılarından biridir ve şehrin tarihi siluetinin önemli bir parçasıdır. İnşası, Osmanlı İmparatoru I. Ahmet tarafından 17. yüzyılın başlarında emredilmiştir.

Sultanahmet Camii'nin yapımı, o dönemin en önemli mimarlarından biri olan Sedefkar Mehmed Ağa tarafından gerçekleştirilmiştir. 1609 ile 1616 yılları arasında tamamlanan bu muazzam yapı, İstanbul'un en büyük ve en anıtsal camilerinden biri olarak bilinir.

Caminin adı, iç dekorasyonunda yoğun olarak kullanılan mavi ve beyaz çinilerden gelmektedir. Bu çiniler, caminin içini süsleyen çarpıcı desenler ve renklerle göz kamaştırıcı bir etki yaratır. Bu özelliğiyle "Blue Mosque" (Mavi Camii) olarak da anılmaktadır.

Sultanahmet Camii, dönemin Osmanlı mimarisinin en güzel örneklerinden biri olarak kabul edilir. Büyük bir avluya sahip olan cami, altı minaresiyle dikkat çeker. Geleneksel Osmanlı mimarisinde nadir görülen bu minare sayısı, ilk inşa edildiği dönemde büyük tartışmalara neden olmuştur. Çünkü o zamanlar sadece Mekke'deki Kabe'nin camisinde altı minare bulunmaktaydı ve Sultanahmet Camii'nin de altı minaresi olması bu anlamda olağanüstüydü.

Sultanahmet Camii, İstanbul'un tarihi yarımadası üzerinde, Ayasofya'nın hemen karşısında yer alır. Hem dini hem de mimari açıdan büyük öneme sahip olan bu yapı, her yıl binlerce ziyaretçiyi ağırlar ve İstanbul'un tarihî ve kültürel zenginliğinin önemli bir sembolü olarak varlığını sürdürür.

 

 

 

3. Topkapı Sarayı:

Osmanlı İmparatorluğu'nun merkezi olan bu saray, zengin koleksiyonları, tarihi odaları ve muhteşem manzaralarıyla görülmeye değerdir. Topkapı Sarayı, İstanbul'un tarihi yarımadasında bulunan ve Osmanlı İmparatorluğu'nun bir zamanlar merkezi olan görkemli bir saray kompleksidir. Saray, 15. yüzyılın sonlarında Osmanlı İmparatorluğu'nun büyük hükümdarı Fatih Sultan Mehmed tarafından inşa edilmiştir.

Topkapı Sarayı, Osmanlı İmparatorluğu'nun 400 yılı aşkın süre boyunca kullanılan ve birçok Osmanlı padişahı tarafından genişletilen ve yenilenen bir saray kompleksi olmuştur. İlk başta bir kale olarak yapılan saray, zamanla padişahların ikametgahı ve devletin merkezi haline gelmiştir.

Saray, zaman içinde birçok bölüm, avlu, bahçe, kütüphane, cami ve harem gibi yapılarla genişlemiştir. Topkapı Sarayı'nın içerisindeki yapılar arasında Hazine-i Hassa (Özel Hazine), Divan-ı Hümayun (Padişah Divanı), Enderun (Eğitim Bölümü) gibi önemli bölgeler bulunur.

Saray, Osmanlı İmparatorluğu'nun yönetim merkezi olmanın yanı sıra, büyük bir sanat ve kültür merkezi olarak da işlev görmüştür. Topkapı Sarayı'ndaki mücevherler, silahlar, el yazmaları, sanat eserleri ve Osmanlı padişahlarının kişisel eşyaları gibi zengin koleksiyonlar, günümüzde Topkapı Sarayı Müzesi içinde sergilenmektedir.

Osmanlı İmparatorluğu'nun son dönemlerinde Dolmabahçe Sarayı'nın kullanılmaya başlanmasıyla birlikte Topkapı Sarayı'nın önemi azalmıştır. Ancak, tarihi ve kültürel önemi nedeniyle hala önemli bir turistik ve kültürel mekandır. Topkapı Sarayı, ziyaretçilere Osmanlı İmparatorluğu'nun zengin geçmişini, saray yaşamını ve sanatını keşfetme fırsatı sunar.

 

 

 

 

4. Kapalı Çarşı:

15. yüzyıldan beri alışveriş merkezi olarak kullanılan bu büyük çarşı, tarih ve kültür dolu dükkanlarıyla dikkat çeker. Kapalı Çarşı, İstanbul'un tarihi yarımadasında bulunan ve dünyanın en eski ve en büyük kapalı çarşılarından biri olarak bilinen önemli bir ticaret merkezidir. 15. yüzyılın başlarında, Osmanlı İmparatorluğu'nun güçlü hükümdarı Fatih Sultan Mehmed'in emriyle inşa edilmiştir.

Çarşı, o dönemdeki ticaretin kalbi konumundaydı ve geniş içindeki dükkanlar ve hanlar aracılığıyla zengin bir ticaret merkezi olarak hizmet veriyordu. İlk zamanlarda sadece yerel ticaretin yapıldığı bir yerken zamanla uluslararası ticaretin de merkezi haline gelmiştir.

Kapalı Çarşı, içinde yüzlerce dükkanın bulunduğu labirent benzeri bir yapıya sahiptir. Bu dükkanlar, el sanatlarından mücevherata, tekstilden deriye kadar geniş bir yelpazede ürünleri ziyaretçilere sunmaktadır.

Tarihi boyunca defalarca yangınlar, depremler ve çeşitli dönemlerde yapılan genişlemelerle değişikliklere uğramıştır. Ancak bu değişimlere rağmen Kapalı Çarşı, ticaretin ve alışverişin kalbi olmaya devam etmiştir.

Bugün, Kapalı Çarşı İstanbul'un önemli turistik ve alışveriş merkezlerinden biridir. Tarihi ve kültürel zenginliğiyle birlikte, ziyaretçilere geleneksel el sanatlarından hediyelik eşyalara, mücevherattan tekstil ürünlerine kadar geniş bir yelpazede alışveriş imkanı sunar. İstanbul'un tarihî dokusunu ve zengin ticaret geçmişini keşfetmek isteyenler için önemli bir durak noktasıdır.

 

 

 

5. Süleymaniye Camii:

Osmanlı İmparatorluğu'nun büyük padişahı Kanuni Sultan Süleyman'ın emriyle yapılan bu camii, muazzam bir mimari şaheserdir. Süleymaniye Camii, İstanbul'un tarihi yarımadasında bulunan ve Osmanlı İmparatorluğu'nun en büyük ve muhteşem camilerinden biri olarak kabul edilen önemli bir dini yapıdır. Cami, Osmanlı'nın büyük hükümdarı Kanuni Sultan Süleyman tarafından 16. yüzyılın ortalarında Mimar Sinan'a yaptırılmıştır.

1568 yılında tamamlanan Süleymaniye Camii, Mimar Sinan'ın ustalığını ve Osmanlı mimarisinin zirvesini temsil eder. Cami, İstanbul'un siluetine hakim olan muazzam bir yapıdır ve şehrin yüksek noktalarından bile görülebilir.

Caminin inşası, sadece bir ibadethane olarak değil aynı zamanda bir külliye olarak planlanmıştır. Bu külliye içinde cami, medrese, kütüphane, hastane, hamam, dershane ve kervansaray gibi çeşitli yapılar bulunmaktadır. Süleymaniye Camii'nin geniş bir avlusu ve iç avlusu vardır ve cami içerisindeki detaylı süslemeler, çiniler ve işlemeler Osmanlı sanatının zirvesini temsil eder.

Caminin dört minaresi bulunmaktadır ve bu minareler, dönemindeki diğer camilerden farklı olarak birbirine eşit uzunluktadır. Caminin kubbesi, şaşırtıcı bir mühendislik başarısıdır ve geniş bir alanı örter.

Süleymaniye Camii, Osmanlı İmparatorluğu'nun en önemli dini ve kültürel merkezlerinden biri olmuştur. Hem estetik hem de fonksiyonel açıdan büyük bir başarı olan bu yapı, İstanbul'un tarihî ve kültürel zenginliğini yansıtan önemli bir sembol haline gelmiştir. Günümüzde hala ibadetin yanı sıra ziyaretçilere açık olan cami, hem dini hem de mimari açıdan büyük bir ilgi çekmektedir.

 

6. İstanbul Arkeoloji Müzeleri: Antik çağlara ait birçok eserin sergilendiği bu müzeler, tarih meraklıları için büyük bir hazinedir.

 

 

 

7. Galata Kulesi:

İstanbul Boğazı'nın muhteşem manzarasını sunan bu tarihi kule, şehrin simgelerinden biridir. Galata Kulesi, İstanbul'un Galata semtinde bulunan ve şehrin tarihî dokusuna hâkim olan göz alıcı bir yapıdır. Kule, şehrin tarihinde stratejik bir konuma sahip olmuş ve İstanbul'un sembollerinden biri haline gelmiştir.

Kulenin yapım tarihi kesin olarak bilinmemekle birlikte, ilk olarak 6. yüzyılda Bizans İmparatorluğu döneminde inşa edildiği düşünülmektedir. Ancak günümüzdeki şeklini 14. yüzyılda Cenevizliler tarafından yeniden inşa edildi. Kule, o dönemde Galata'nın savunmasında stratejik bir rol oynamış ve aynı zamanda denizcilik faaliyetlerinin gözlem noktası olarak kullanılmıştır.

Galata Kulesi'nin yapısı sekizgen bir plana sahiptir ve o dönemdeki mimari tarza uygun olarak inşa edilmiştir. Yüksekliği, İstanbul'un o dönemdeki en yüksek noktalarından biri olması nedeniyle önemli bir gözlem kulesi olarak işlev görmüştür.

Tarihi boyunca yangınlar, depremler ve çeşitli restorasyonlar geçirmiş olan kule, günümüzde İstanbul'un önemli turistik ve tarihî yerlerinden biridir. Kuleye çıkıldığında, İstanbul Boğazı, Haliç ve şehrin eşsiz manzarası görülebilir. Ayrıca çevresi, tarihî dokusunu koruyan dar sokaklar ve canlı bir atmosferle doludur.

Galata Kulesi, tarihî ve kültürel önemiyle birlikte şehrin siluetindeki belirgin yapısıyla İstanbul'un simgelerinden biri olmaya devam etmektedir. Bu tarihî kule, ziyaretçilere şehrin panoramik manzarasını seyretme fırsatı sunmanın yanı sıra, şehrin tarihî geçmişine de ışık tutar.

 

 

 

 

8. Yerebatan Sarnıcı:

Binlerce yıllık su sarnıcı olan Yerebatan, sütunlu galerileri ve mistik atmosferi ile etkileyici bir yerdir. Yerebatan Sarnıcı, İstanbul'un tarihî yarımadasında bulunan büyüleyici bir yer altı su sarnıcıdır. İnşa tarihi ve yapım amacı hakkında kesin bilgiler olmamakla birlikte, sarnıcın MS 6. yüzyılda Bizans İmparatoru I. Justinianus döneminde inşa edildiği düşünülmektedir.

Yerebatan Sarnıcı, şehrin su ihtiyacını karşılamak amacıyla yapılmış devasa bir su depolama alanıdır. Binlerce sütunun taşıdığı bu büyük yapının içinde yaklaşık olarak 80 bin metreküp su tutma kapasitesine sahiptir.

Sarnıcın içerisinde bulunan sütunlar, farklı tarzlarda ve farklı malzemelerden yapılmış olup, antik dönemden kalma sütun ve sütun başlıkları kullanılmıştır. Bu sütunlardan en bilineni, Medusa Başlıklı Sütunlardır. Bu sütunlar, sarnıcın inşasında geri dönüşümden gelen malzemelerin kullanıldığını gösterir.

Tarihi boyunca unutulan ve zamanla gözden kaybolan Yerebatan Sarnıcı, 16. yüzyılda fark edilene kadar uzun bir süre unutulmuş bir yapıydı. Ardından, Osmanlı döneminde su sıkıntısı yaşayan şehrin su ihtiyacını karşılamak üzere tekrar kullanılmaya başlanmıştır.

Bugün Yerebatan Sarnıcı, ziyaretçilere açık olan önemli bir tarihî ve turistik mekandır. Büyüleyici sütunları, su seviyesinin altında yürüyebileceğiniz yürüyüş platformları ve gizemli atmosferiyle ziyaretçilerini etkileyen bir yapıdır. İstanbul'un gizemli ve tarihî dokusunu keşfetmek isteyenler için mutlaka görülmesi gereken önemli bir duraktır.

ETİKETLER
Gezi Rehberi